Eylül ŞensesBy Eylül Şenses|7 Minutes

Empatiye Dönüş: Birden Fazlası için Tasarım başlıklı, küratörlüğünü Mariana Pestana’nın Sumitra Upham ve Billie Muraben ile beraber üstlendiği 5. İstanbul Tasarım Bienali, 15 Ekim 2020’de çeşitli fiziksel ve dijital mecralarda ziyarete açıldıktan sonra kademeli olarak hayata geçen projeleriyle pandemi öncesinde planlanandan çok daha uzun bir sürece yayıldı. Geçtiğimiz ay bienalin son projesi Büyükada Şarkı Hatları ziyaretçilerle buluştu. 5. İstanbul Tasarım Bienali’nin ardından kaleme aldığım bu yazıda COVID-19 pandemisine denk gelen bienalin bu yeni koşullara adaptasyon sürecini, bienalin kamusal program sorumlusu ve – ileride ayrıntılarıyla bahsedeceğim – Genç Küratörler Grubu’nun bir parçası olarak, kendi kişisel deneyimlerim ve gözlemlerim üzerinden aktarmayı hedefliyorum.

“Empati” kelimesi ilk ortaya çıktığında insan ve insan olmayan özneler arasındaki estetik deneyime işaret eden bir anlam taşıyordu. Bu anlama geri dönerek çevremizle olan ilişkimizi empati kavramı üzerinden tekrar düşünmeyi öneren 5. İstanbul Tasarım Bienali, bu kavram üzerinden tasarıma yeni bir rol biçme arayışındaki projeleri bir araya getirdi. “Birden fazlası için tasarım”a odaklanarak, tasarım nesnesinin yalnızca kullanıcısını değil tasarım sürecinin etkilediği özne, araç ve yerleri de hesaba katan ve bu ilişkileri eleştirel bir bakış açısıyla ortaya koyan projelere alan açtı. Günümüzün en kritik sorunları olan iklim krizi, ekonomik krizler ve küresel endüstriyel üretim modellerinin çıkmazına karşı eleştirel araçlar ve alternatifler önerdi.

Bienalin teması belirlenip programı şekillendiğinde henüz pandemi hayatımızın en önemli gündem maddelerinden biri değildi. Ancak bienalin tartışmaya açmak istediği konular, endüstriyel üretim ilişkilerinin gündelik hayatımıza etkisini en çarpıcı şekilde deneyimlediğimiz pandemi koşullarında daha büyük bir aciliyet kazandı. Bu nedenle küratoryal ekip, bu koşullarda bienali iptal etmek yerine bienalin yapısını pandemi koşullarına uyum sağlayacak şekilde, çeşitli programlar üzerinden yeniden şekillendirmeyi tercih etti.

Bu programlardan biri olan Eleştirel Yemek Programı, 2020’deki karantina uygulamasıyla birlikte yükselişe geçen mutfak ve gıda odaklı sosyal medya paylaşımlarından ilham alarak kurgulanan bir dijital video serisi. Mutfağı tasarım odaklı düşüncenin ve üretimin merkezi olarak yeniden hayal eden filmler, dersler ve performanslardan oluşan seri, bienalin web sitesi ve İKSV’nin YouTube sayfası üzerinden ziyaretçilerin erişimine açık. Geçtiğimiz sene bir ay boyunca ARK Kültür’de fiziksel olarak erişime açılan Kara ve Deniz Kütüphanesi, ziyaretçileri kara ve denizle ilişkilerini sorgulayarak Akdeniz kavramı üzerine düşünmeye davet eden bir araştırma dizisi. Projeler, bu uzun soluklu araştırmaların başlangıç noktası olan bienalin sona ermesinin ardından da gelişmeye devam ediyor. Pera Müzesi’nde ve dijital ortamda belirli bir süre için erişime açılan Empati Seansları empati kavramı üzerine düşünen ve farklı bakış açılarını benimsemeye çağıran bir film seçkisi. Yeni Yurttaşlık Ritüelleri ise kentin kamusal alanlarına yayılan ve yeni pratiklerin provası niteliğindeki projeleri kapsıyor. Ulya Soley ve Nur Horsanalı ile birlikte içinde yer aldığım Genç Küratörler Grubu da bu programa yerel bir bağlam kazandırmak için oluşturuldu, yereldeki işbirliklerinin yürütülmesini ve projenin etkinleştirilmesini üstlendi.

Pandemi koşullarında bienali hayata geçirmek için çalışırken alışık olduğumuz şekilde fiziksel olarak bir araya gelememek, sahada olamamak birçok insan için olduğu gibi bienal ekibi ve küratoryal ekip olarak bizim için de zorlu oldu. Zira bienaller ve benzeri etkinliklerin en besleyici taraflarından biri birçok insanı bir araya getirerek birlikte üretim, paylaşım ve tartışma alanı oluşturması. Öncelikle her ne kadar bu bienal, kamusal programı aracılığıyla daha önceki bienallerde olduğu kadar kalabalık insan gruplarını bir araya getiremediyse de küratoryal ekibin de hayal ettiği gibi bir araya gelen daha küçük gruplar, daha uzun soluklu ve oldukça verimli ilişkiler kurdular. Pandemi koşulları alışık olduğumuzdan daha uzun vadeli ilişkiler kurmayı gerekli kıldı. Tasarımcıların İstanbul’a seyahat edememesi ve üretim süreçlerini uzaktan yürütmeleri, yereldeki işbirliklerini çok daha önemli hale getirdi. Örneğin ABD’de yaşayan çokdisiplinli tasarımcı ve sanatçı Orkan Telhan ile İspanyol mimarlık ofisi elii’nin tasarladığı, benim de “genç küratör” olarak destek verdiğim İstanbul’un Mikrobik Meyveleri projesinin gerçekleşebilmesi için altı aya yakın bir zaman dilimi süresince projenin bileşenleri ile haftalık düzenli online toplantılar gerçekleştirdik. İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden biliminsanları, tasarımcılar ve üreticilerin bir araya geldiği bu disiplinlerarası buluşmalar, her bileşen için son derece ufuk açıcı olmakla beraber daha uzun soluklu işbirliklerinin de başlangıcı oldu. Dahası bu süreç uzun süredir konuşulan uluslararası etkinliklerdeki insan hareketliliği ve bu hareketliliğin çevreye yükü konusunu, hareketi zorunlu olarak kısıtlayarak tekrar gündeme getirdi. Pandemi koşulları, iklim krizine dair söz söyleyen bienallerin en büyük çelişkilerinden biri olan hareketlilik meselesiyle ilgili eskiden mümkün olamayacağını düşündüğümüz bazı davranış değişikliklerinin mümkün olduğunu fark etmemizi sağladı ve yeni yollara dair algımızı genişletti. Her ne kadar fiziksel birlikteliklerin yoksunluğu hissedilmiş ve “normal”e özlem duyulmuş olsa da, pandemi koşullarında 5. İstanbul Tasarım Bienali’ni gerçekleştirme sürecinin azımsanmayacak derecede öğretici olduğunu düşünüyorum.


Eylül Şenses, 2015’te ODTÜ Mimarlık Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Plankton Project isimli tasarım kolektifinin parçası olarak çeşitli projelerde yer aldı. 2016-2018 yılları arasında TAK Tasarım Atölyesi Kartal’da program yürütücülüğü yaptı. 2020’de Kadir Has Üniversitesi’nde Mimarlık ve Kent Çalışmaları yüksek lisans programını tamamladı. 4. İstanbul Tasarım Bienali’nde Operasyon ve Kamusal Program Sorumlusu olarak görev aldı. SALT, KHAS ve vesaire.org bünyesinde araştırma projelerine dahil oldu. 5. İstanbul Tasarım Bienali’nde kamusal program sorumlusu ve Genç Küratörler Grubu’nun parçası olarak yer aldı. Bağımsız şehircilerden oluşan kolektif bir ağ olan Urban.koop’un kurucu üyelerinden biri.