İnci OlgunBy İnci Olgun|6 Minutes

Samuel Johnson’ın 1755 yılında, 40.000 kelime ile yayınlanmış olan Dictionary of the English Language çalışması 114.000’den fazla alıntı ile gelecekteki sözlüklerin stilini büyük ölçüde etkileyen bir örnek oluşturmuştur. Yaklaşık 1500’lü yıllara uzanan ve çoğunlukla Shakespeare veya Milton’ın eserlerinden yapılan alıntılar biraz etik dışı sayılabilecek deformasyonlarla aktarılmış olsa da önemli olan nokta, dilin kültürel miras ile olan ilişkisinin gözetilmesindeki hassasiyettir.

Büyük bir heyecan ile karşılanan sözlük, İngilizceyi kurallar bütünü içinde kayda almayı planlayan Johnson’ın yine dile dair bir itirafını da bugüne miras bıraktı. Dilin enerjik yapısının haksızlığa uğradığını düşünen Johnson aklındaki düzen ve disipline uygun bir kayıt gerçekleştiremiyordu; çünkü sürekli değişen doğası nedeniyle dil düzeltilemezdi, yapılabilecek şey ise günün dilini kaydetmekti.

Kelime ve kavramları açıklamakla ilgilenen bir disiplin olarak sözlük bilimi (lexicography) farklı kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayan uygun sözlükleri en iyi şekilde kullanmasını sağlayacak tipoloji ve içerikte üretmeyi amaçlar. Diğer taraftan sözlük kültürü, kullanılan dilin durumuna, sözlüklerin mevcudiyetine ve sözlük yapım standartlarına, sözlük eleştirisine ve sözlük kullanımına göre de değişmektedir (Hartmann ve James, 1998, 41). Kesin olan sözlük kültürünün, yerleşik bir toplumun üyeleri arasında mutabakatı sağladığıdır. Bu amaçla toplumsal veya kolektif sözlük kültürü coğrafya ile önemli bağlara sahiptir. Bugün ise sahip olduğumuz tüm iletişim ağları üzerinden sosyal medya hesaplarımız bizi bulunduğumuz coğrafyadan çıkararak küresel bir kolektivitenin parçası kılıyor. Dolayısıyla dilimiz yaşamın hızlı güncellemelerine cevap veren ve ortak paydada buluşmamızı, anlaşmamızı sağlayan kural dışı kelime dağarcığını ve kavramları oluşturmaya başladı.

Bu anlamda, mimarinin kültürel boyutunun yaygınlaştırılması için yeni bir girişim olan INST tarafından yeni temel kavramlar koleksiyonu oluşturmaya yönelik 2020 Nisan ayında açık çağrıya çıktığı yarışma söz konusu ihtiyacı görünür kılması açından iyi bir zamanlamaya sahip. Zira pandeminin yaygın ölçekte yaşamlarımızda yarattığı değişim, birçok açıdan bu kavramların üretilmesine ilham vererek günceli farklı bir gözle analiz etmeye zemin hazırladı.

Yarışma çağrısında da tanımlandığı üzere yeni gerçekleri, davranışları, arzuları ve mimarileri adlandırabilen neolojizmlerin icat edilmesi ve yeni fenomenler karşısında ortaya çıkan kelime veya anlamların örneklendirilmesi bekleniyordu. Yarışmada 17 ülkeden, 72 ekip veya kişinin toplamda 125 neolojizm önerisi seçildi.

Tasarımcıların eylem alanları için sezonluk olarak oluşturulan sözlük herkese açık ve indirilebilir bir web sözlüğü formatında yayınlandı. Bir sonraki aşamada genç tasarımcılar davet edilerek neolojizmlerin tişörtlere basılması planlanmakta. Söz konusu tişörtlerin İlkbahar-Yaz koleksiyon olarak sunulmasının yanı sıra bu sayede kelimelerin görünürlüğünün artması ve belki de günlük konuşmalarımıza dahil olarak dile yerleşmesi mümkün olacak.

Şu anda, yaşadığımız şeyi veya henüz gelmeyeni anlamamız ve ifade etmemizin beklendiği yarışmada seçilen kavramlar, bilindik kelimelerin doğranmış, bükülmüş veya farklı formatta yeniden yazılmış hali ile bambaşka anlamlarda karşımıza çıkmakta. Diğer taraftan cümle içinde kullanıldığı alıntılar ise ünlü edebi eserlerden değil kişisel günlük deneyimlerden. Artık insanların merkezinde olmayan sözlüğü farklı bir biçimde yeniden merkeze taşırken, aslında kullanımı unutulan bir başvuru kitabını farklı bir içerikle ilgilisine sunan bu çalışmanın olma iddiasını taşıdığı şeyin çağdaş ama mütevazi öncüsü olduğu söylenebilir.

Bilinen anlamda sözlüğün önemsizleşmesinin nedeni kısmen, insanların kendilerini geliştirmek için onlara ihtiyaç duymamaları çünkü internetin bilgiye olan erişimi hızlandırması ve bilgisayar programlarında otomatik yazım ve dilbilgisi denetleyicilerinin hataları düzeltme kolaylığıdır (King, 2018). Bununla birlikte DINSTionary durumun bundan biraz daha farklı hale getiriyor. Zira otomatik düzeltmeye açık olmayan bir sözcük grubundan bahsediyoruz; ve söz konusu durumda ‘ignore‘ veya ‘add‘ ifadesine ise ancak sözlüğe bakıldıktan sonra onay verilebilir.


[i] Hartmann, R.R.K. ve James, G. (1998). Dictionary of lexicography. London: Routledge.

[ii] King, R.P. (2018). The Draconian Dictionary Is Back, The Atlantic, https://www.theatlantic.com/technology/archive/2018/08/the-draconian-dictionary-is-back/566660/ Erişim: 21.07.2020